IKTIDAR MUHALEFET
IKTIDAR MUHALEFET
Gencay Dergisi
 
01 Kasım 2014 Cumartesi
Yazarlar  
Sadi Somuncuoğlu
sadisomuncuoglu@yahoo.com
ARŞİV
Sadi Somuncuoğlu
Tüm Yazıları
BÜYÜK DAVA ADAMI TÜRKEŞ’İ ANARKEN
04.04.2011

Seksen yıllık ömrünü, Türk Milletine hizmetle geçiren büyük dava adamı Alparslan Türkeş’i, ebedi âleme göçünün 14. yılında rahmetle anıyoruz. Kendisini ilk defa 1959 ‘da, Türk Ocakları’nda tanıdık.  Ocağın Gençlik Kolu olarak düzenlediğimiz “Çanakkale Zaferi”ni kutlayacaktık. Çanakkale Zafer Günü için zengin bir program hazırlanmıştık. Bir eksiğimiz vardı, o da Zaferin askeri yönünü anlatacak bir asker bulamamıştık. Tanıdığımız böyle biri de yoktu. Ankara Ocağı’nın başkanı olan çok değerli hocamız Zeki Sofuoğlu’na (1944’ün yaşayan son temsilcisidir. Ellerinden öpüyor Allah’tan hayırlı ömürler diliyorum) giderek yardım istediğimizde, “Tamam, bizim Alparslan’a söyleriz o konuşur” dedi. Biz bu “Bu Alparslan kim, kendisini nerede bulabiliriz der gibi” yüzüne bakında, “Alparslan Türkeş, bizim 44’lülerden. Şu anda NATO Şubesi Müdürü ben konuşurum” demişti. Biz de bu vesileyle Alparslan Türkeş’le tanışmak fırsatını bulmuştuk.

18 Mart 1959 günü Kur. Yrb. Alparslan Türkeş Türk Ocağı Tarihi binasına geldi ve yaptığı uzun bir konuşma ile asker gözüyle Çanakkale Zaferi’ni değerlendirdi. 

Rahmetli Türkeş’le daha sonra tarihi bir gün olan 28 Nisan 1960’da, Kızılay’da Kent Otel’in köşesinde yeniden tanıştık. Kızılay Meydanı ve Atatürk Bulvarında,  adına “öğrenci hareketleri” denilen büyük bir kargaşa yaşanıyordu. Derin endişe içindeydik. Olup bitene bir anlam veremiyorduk. Meğer 27 Mayıs İhtilali için ortam hazırlanıyormuş. Bunu daha sonra öğrenecektik. 

Kent Otel’in önünde, değerli büyüğümüz 1944 Türkçülerinden rahmetli Refet Körüklü (1 Nisan 2011 Cuma günü kaybettik) birisiyle hararetli bir şekilde konuşuyordu.  Yanına gittiğimizde bizi “Alparslan Türkeş” diye tanıştırdı. Sivil kıyafetli olduğundan tanıyamamıştık. Türkeş Bulvarı dolduran kalabalığa bakarak, “Amca (44’lüler birbirine böyle hitap ederler) bu gemi batıyor. Bizim milliyetçi arkadaşlara söyleyin, Tevfik İleri Sait Bilgiç gibilere gemiyi terk etsinler.” dedi. Bu ifade doğrusu pek hoşumuza gitmemişti.

***

Rahmetli Refet Körüklü ağabey derin saygı duyduğumuz bir büyüğümüzdü. Pek çok dergilerde şiir ve yazıları yayımlanıyordu. Ankara’da bulunduğu sırada hayatı; Ev-Maliye Bakanlığı-Türk Ocağı üçgeninde geçerdi. Hep gülen yüzüyle hatırlanacaktır. Ümitsizliği hiç tanımayan, davasından en küçük şüphesi olmayan bir iman adamıydı. “Kapı gibi adam” tabiri sanki O’nun için söylenmişti. Bir şiiri vardı ki toplantılarda hep okurdu. Şu mısraları hafızama çakılıp kalmıştı:  “Ölürken sıkılmışsa yumruklarım. Sakın açmayın dostlarım. Belki uyanır da Moskof’u yumruklarım.” Nur içinde yatsın.

***

Büyük dava ve devlet adamı Alparslan Türkeş yarım asra varan siyasi hayatında, Türk devletinin milliyetçi bir şuurla yönetilmesi için mücadele etti. Ve tarihimizde derin izler bıraktı.

1931’de Türk Ocaklarının kapanmasıyla beraber inişe geçen ve yaşanan hayatın dışına itilen Türk Ülküsünü, tekrar şaha kaldıran hareketin tartışmasız lideri oldu.

Türkeş, Türk Milliyetçiliğinin sadece dernek ve dergi çerçevesinde kalarak yaşamasının ve güçlenerek millete hizmet etmesinin mümkün olmayacağını gören ve bunun gereğini yapan bir önderdi. O’na göre Türk Milliyetçiliği mutlaka siyasi bir cephe kazanmalıydı. Sadece fikir, kültür ve sanat çalışmalarıyla gelişemez, güçlenemezdi. Onun yanında yüksek siyaset dediğimiz devleti yönetmeye talip olması şarttı. Eğer milli şuurla yetişmiş ehliyet ve liyakat sahibi kadrolar, memleketin yönetimine gelmezse, Türklüğün geleceğinin de tehlikede olduğunu çok iyi görüyordu.

Bunun en açık örneği ülkücü gençlikte görüldü. Bu güne kadar iktidar sahibi olanlar, ülküsüz gençlik yetiştirdi. Hiçbiri tarihi derinliğimiz içinde, Türk gençliğini vatanın bütünlüğüne, milletin birliğine ve egemenliğine sahip çıkacak, medeniyet yarışında yeniden en öne geçecek bir iddia ile yetiştirmeyi düşünmedi. Tam tersine bunu tehlike olarak gördü. Dünyayı, Milletini, tarihini, kendini bilmeyen, idealsiz, milli bilinçten yoksun nesiller yetiştirdiler.

Türk Milliyetçileri tek başına iktidar olmadı, ama yüksek ideallere sahip nesiller yetiştirdi. Bunlar hep Türkiye için yaşadılar, vatanı düşündüler. Milli şuur, millete mâl oldu.

Bundan dolayı emperyalistler ve işbirlikçileri başta çok düşman kazandılar. Çok zulüm gördüler. 

Ama millet yolunda ne gam dediler.

 
 
Bu yazı 1587 defa okunmuştur.
   
 
Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız !

Siz de bu konu hakkında yorum yazabilirsiniz!
Kalan : 1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan site hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 
 
EN ÇOK İZLENEN VİDEO

Açılım
SON EKLENEN YAZILAR
MDM Bilgi Şölenleri
18.09.2014
252. Bilgi Şöleni 17 Eylül 2014
MDM Bilgi Şölenleri
08.09.2014
251. Bilgi Şöleni 10 Eylül 2014
MDM Bilgi Şölenleri
25.06.2014
250. Bilgi Şöleni 25 Haziran 2014
MDM Bilgi Şölenleri
16.06.2014
249. Bilgi Şöleni 18 Haziran 2014
MDM Bilgi Şölenleri
09.06.2014
248. Bilgi Şöleni 11 Haziran 2014
MDM Bilgi Şölenleri
02.06.2014
247. Bilgi Şöleni 04 Haziran 2014
MDM Bilgi Şölenleri
27.05.2014
246. Bilgi Şöleni 28 Mayıs 2014
MDM Bilgi Şölenleri
20.05.2014
245. Bilgi Şöleni 21 Mayıs 2014
MDM Bilgi Şölenleri
12.05.2014
244. Bilgi Şöleni 14 Mayıs 2014
MDM Bilgi Şölenleri
12.05.2014
243. Bilgi Şöleni 07 Mayıs 2014
SON EKLENEN VİDEOLAR

Geçmişten Bugüne Türkiye'yi Parçalayan Denklemin Elemanları

Örneklerle Bugünkü Türkiye'nin Acı Fotoğrafı

1000 Yıllık Tarihimizde İlk Defa Egemenliğimiz Tartışılıyor

Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar

Türk Milleti, Tarihini Hatırlamazsa Bir Kere Daha Ölecektir

12 Eylül Mahkemesinden Çok Net Görüntüler

Günümüzde Bilgi ve Teknoloji Kullanımı

İslam, Hukuk, Devlet

Kısa Kısa Doğu Türkistan Tarihi

Türk Birliğinin Yolu Dilde Birliktir
Toplam Sayfa Dolaşım Sayısı :  1.624.620
Daha Güzel Bir Türkiye İçin    Iktidar Muhalefet    Milli Düşünce Merkezi    Gencay Dergisi
2010 - 2014 © DAHA GÜZEL BİR TÜRKİYE İÇİN
İKTİDAR MUHALEFET
bilgi@iktidarmuhalefet.com
ANS